Bakımlı olmak, sadece iyi görünmek anlamına gelmez. Nasıl göründüğünüz kadar, nasıl koktuğunuz da önem taşır. Bu yüzden kozmetik dünyasında makyaj malzemelerinin bile kokulu olanları piyasaya sürüldü. Kokulu rujlar, dudak parlatıcıları hatta kokulu allıklar bile var. Yani sadece parfümle değil, vücudumuza sürdüğümüz selülit kreminden tutun da vücut losyonuna kadar pek çok üründe koku karşımıza çıkıyor. Lavanta, vanilya, çilek… Üstelik aromaların da her zevke göre olanı var. Kozmetik dünyası, koku konusunda bu kadar hassasken, özellikle bahar aylarında mis gibi kokmamak kabul edilemez bir hal aldı. Bu nedenle vücut losyonu hatta el kremi alırken bile aromalı olanını seçmek, yaz aylarında kokunuzla fark edilmenizi sağlayacak…
Tarihte Koku..
Aslında koku, günümüz kozmetik dünyasının bir vazgeçilmezi olsa da tarihi çok eskilere dayanıyor. Koku, ilk kez MÖ 5000 yıllarında Yunan, Mısır ve Roma uygarlıkları tarafından kullanılmış. Mısırda zenginler mumyalarına öteki yaşamlarında da güzel koksunlar diye çeşitli aromatik yağlar eklerlermiş. Yunan imparatorluğunda ise güzelliklerine önem veren kadınlar, vücutlarını her gün aromatik yağlarla ovarlarmış. Parfümün bugünküne en yakın hali ise 14. yüzyılda kötü kokuları örtmek için Fransızlar tarafından kullanılmış. Daha sonra ise kokular farklı çeşitleriyle, insanları baştan çıkaran önemli bir bakım ürünü haline geldi.
